FUTBOL PROFESÖRÜ : Abdullah Gegiç
19 Mart 1924 yılında Yeni Pazar (Novi Pazar) şehrinde dünyaya gelmişti Boşnak asıllı Yugoslav hoca. 1940'lı yıllarda OFK Belgrad takımında pekte parlak olmayan bir profesyonel futbolculuk kariyeri yaşadı. Zaten gelmiş geçmiş en iyi teknikdirektörlere baktığımızda kaç tanesi iyi bir futbolculuk kariyeri yaşamıştı ki . Abdullah Gegiç’i de efsane yapan futbolculuk kariyeri değil zamanın çok ilerisinde olan teknikdirektör metodları ve başarılarıydı.
Abdullah Gegiç hoca , teknikdirektörlük kariyerine 1961 yılında FK Bor takımında başladı.İlk sezonunda takımını 3.lige yükselten hoca , ikinci sezonunda da 2.lige yükseltmiştir. 1962-63 sezonunda Radnički Niš takımını çalıştırır ve buradaki başarıları federasyon yetkililerininde ilgisini çeker ve hoca Yugoslav U-21 takımının başına getirilir.
Daha sonrada Yugoslavya A milli takımının başına getirilir.Gegiç hoca bununlada kalmaz milli takım teknikdirektörlüğünün yanında Partizan Belgrad takımının teknikdirektörlüğüne de getirilir.O sezon çalıştırdığı Partizan takımı Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası finaline yükselir.Finalde Real Madrid’e 2-1 yenilerek kupayı kaybeder.
Efsane Gegiç o maç ile ilgili “finalde kazansaydık Real Madrid’in teknikdirektörü olacaktım.” diyor . Fakat hoca Avrupa kupalarındaki başarıyı ligte gösteremiyor ve o sezonun sonunda ligte başarısız sonuçlar aldığı için klüp ile yolları ayrılıyor.
Türkiye Serüveni Başlangıcı
Abdullah Gegiç , Partizan ve milli takım teknikdirektörlüğünden ayrıldıktan sonra Fenerbahçe klübü başkanı Faruk Ilgaz ve Kadir Has Fenerbahçenin yeni teknikdirektörü olması için transfer teklifinde bulunuyorlar. Abdullah Gegiç’in babasının “ne şartlar altında olursa olsun Türkiye’ye hizmet etmeni istiyorum” vasiyeti onun bu teklifi kabul etmesini ve Fenerbahçe ile 2 yıllık sözleşme yapmasını sağlayacaktı.Fenerbahçeye geldiği sene “Avrupa’da Yılın En İyi İkinci Antrenörü” ödülüne layık görülmüştü.
Gegiç , o zamanlarki Fenerbahçeyi şöyle anlatıyordu : “Fenerbahçenin çalışma ve maç sahası yoktu. 40 km uzakta Anadoluhisarına idmanlara gidiyorduk. Futbolcular kayıklarla idmana geliyordu. Şartlar çok kötüydü. Takımda revizyon yaptım. İdmanların sayısını artırdım.” İşte o şartlarda sezon sonunda Beşiktaş’ın ardından ligi 2. Sırada bitiriyordu. Bazı gazetelerde “Gegiç, ye, iç, yat” başlığı atılıyor ve 1 sene daha sözleşmesi olmasına rağmen klüp hocayla yolları ayırma kararı alıyordu.
Ve Gegiç işsizdi. Dünyadaki çoğu futbol insanı onun Türkiye’ye gelişine şaşkınken , o 1 sene sonra kovulmuştu.Ama başarısızlığın ardından kolay kolay pes edecek biri değildi. Milliyet gazetesinde 14 gün boyunca süren yazı yazmaya başladı. Önce hayatını anlattı, ardından Fenerbahçe’deki başarısızlığın sebeplerini aradı. Futbolcu olmak uğruna babasına nasıl karşı gelmiş ve dayak yemişti. Doğup büyüdüğü yer olan Yeni Pazar’daki futbolculuk ve teknik direktörlük serüvenini anlatıyordu. Annesi uzun süre İzmir’de yaşamıştı. Hem annesi hem de babası Türkçe’yi düzgün bir şekilde konuşuyordu ama o Türkiye’ye gelirken Türkçe bilmiyordu.
Eskişehirspor ile Buluşması
Orhan Şerif Apak yönetimindeki Tff , futbolun tüm ülkeye yayılması ve gelişmesi için Anadolu şehirlerinde yeni takımlar kurulması ve milli lige kazandırılması için uğraşıyorlardı. Bununla beraber 1965 yılında Eskişehirspor kuruluyor ve aynı yıl milli lige yükseliyordu. Abdullah Gegiç Eskişehirspora transferini şöyle anlatıyor: “O yıl Rahmetli Yalçın Kılıçoğlu evime ziyaret’e geldi. Kendisinin İstanbul’da oto galerisi olduğunu ve beni Eskişehirspor’a götürmek istediğini söyledi. Transfer teklifi yaptı. Yalçın Bey çok iyi Almanca biliyordu. Hep görüşmelerimizi Almanca yaptık. Çünkü Türkçe’yi pek iyi konuşamıyordum. Geçen yıl Eskişehir’de Fenerbahçe’yi çalıştırırken 3-3 berabere kalmıştık. Eskişehir çok genç ve iyi takımdı. Hoşuma gitmişti. Kulübün başında Murat İnce Bey vardı. Kendisi Yalçın Bey’in Müdürüydü. O da çok iyi Almanca biliyordu. Almanyada eğitim görmüş çok iyi bir insandı. 1 yıllık kontrat yaptık. 67-68 sezonunda plan ve programlarımı hazırladım ve işe başladık.”
Fenerbahçe macerası sona erip de Eskişehir’den teklif aldığında yöneticilere ilk söylediği söz “Fenerbahçe bana haksızlık yaptı” oldu. İlk görüşmesinde “Kendimi ispat etmeye hazırım” demişti dönemin yöneticilerinden Aydın Begiter’e. O sözleri aslında bundan sonraki yakın geleceğe ışık tutuyordu. 1967 ve 1971 yılları arasında İstanbul takımlarının egemenliğindeki Türk futbolunu temelinden sarsacaktı.
İlk sezonunda Eskişehirspor ile hızlı bir giriş yaptı. Öncelikli olarak takımdaki yaşlı futbolcular ile yollar ayrıldı.Abdulah Gegiç Eskişehirspor’da önce çağdaş insanı , sonra profesyonel futbolcuyu yaratmak istiyordu.Ama bunun için zamana ihtiyacı vardı.Futbolculara herşeyi tekrardan öğretiyordu. Çatal , bıçakla yemek nasıl yenir bunu bile anlatıyordu.O yıl Eskişehirspor ligi 5. Sırada bitirdi.
Ertesi Yıl Vahap’ı, Mümin’i, Nuri’yi transfer etti takıma. Mahalle aralarından Abdurrahman Temel’i keşfetti.Onu 6 ay sonra A takıma yükseltti. Yönetime Kasımpaşa genç takımında oynayan Ender’in alınmasını tavsiye etti. Meşakketli bir transfer sürecinden sonra Ender Konca 100 bin tl maliyetle transfer edildi. – Ki o Ender Konca daha sonra 300 bin Mark bedelle Alman Frankfurt takımına transfer olacaktı.(Anadolu takımından Avrupaya transfer olan ilk futbolcu)
Yeni gelen oyuncuları takıma çok çabuk adapte etmiş ve o yıl Galatasaray ile lig şampiyonluğu yolunda çok büyük bir çekişmeye girilmişti.Fakat Gegiç’in de tabiriyle şampiyonluk için takım hazır, şehir hazır ama klüp hazır değildi.
Herkes o sezon Galatasarayın şampiyon olması için çalışıyordu ; Federasyon , hakemler … Fakat Eskişehirspor buna karşılık veremiyordu.Klüp çok tecrübesizdi. Eskişehirspor o sezon 3 puan fark ile şampiyonluğu kaçırmıştı.
Sonraki sezonlarda çok farklı değildi aslında.Sadece şampiyonluk yarışındaki takımların isimleri değişiyordu bizans oyunları devam ediyordu.Eskişehirsporun şampiyonluğunu çalmak için yurtdışından hakem bile ithal edildi.
Devamı Gelecek ...




Blog yazılarınız daim olsun,takipteyim.Başarılar dilerim
YanıtlaSilçok teşekkür ederim
YanıtlaSil